CİSST’ten Cansu Şekerci ve Mine Akarsu’nun hazırladığı Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu Raporu değerlendirmesini sizlerle paylaşıyoruz;

Raporun “Giriş” kısmında incelemenin Diyarbakır hapishanelerinde yapılacağı bilgisi yer almakta ve bunun sehven yazıldığı düşünülmektedir.

İncelemenin Elazığ E Tipi, Elazığ Kadın, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli ceza infaz kurumlarının çeşitli koğuşlarındaki izlemeler üzerinden gerçekleştiği bilgisi yer almaktadır. Elazığ ilinde bu kurumlar dışında 2 No’lu Yüksek Güvenlikli, Kampüs Açık, T Tipi, Karakoçan K1, Keban K2, Sivrice Kadın ve çocuk eğitimevi olarak yedi tane daha ceza infaz kurumu bulunmaktadır.[1] Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Elazığ iline yapılacak komisyon ziyaretini görüşme tutanaklarından öğrendikten sonra komisyon üyelerine bilgi aktarımında bulunarak özellikle Elazığ T Tipi, Çocuk Eğitimevi, Elazığ Kadın hapishanelerinin ziyaretini önermişlerdir.

Komisyona gelen başvurular genel olarak;

  • Sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenilmemesi,
  • Tedavilerin geç yapılması veya hiç yaptırılmaması,
  • Hükümlü ve tutukluların sosyal faaliyetlerden ve ortak alandan yararlandırılmaması,
  • Koğuşlarda yapılan aramalarda özel eşyalara el konulması,
  • Kötü muamele ve işkence iddiaları,
  • Nakil taleplerinin karşılanmaması,
  • Dilekçelere cevap verilmemesi,
  • Hükümlü ve tutuklular tarafından gönderilen dilekçelerin çıkışlarının yapılmaması,
  • Emekli olanların emekli maaşlarının ve ikramiyelerinin ödenmemesi,
  • Aynı ceza infaz kurumunda bulunan eş veya çocukla açık görüş yaptırılmaması,
  • Kantinde satılan ürünlerin pahalı olması,
  • Bazı yayınların hükümlü ve tutuklulara verilmemesi,
  • Tekli hücrede tutulma

Başlıklarında toplanmıştır. Komisyonun aldığı başvuruları ilgili kurum ve kuruluşlara ilettiği bilgisi yer almaktadır. İletilen bilgilere bağlı olarak izleme kurullarının hazırladığı raporlarda şu tespitlere yer verilmiştir:

  • Kampüste kapasitenin üzerinde hükümlü ve tutuklu bulunduğu,
  • Kapasite üzerinde hükümlü ve tutuklu bulundurulmasının fiziki koşullarda yetersizliğe neden olduğu,
  • Yemek çeşitliliğinin ve yemek ile ekmek miktarının arttırılması gerektiği,
  • Verilen sıcak su ve soğuk su miktarının arttırılması gerektiği,
  • Özellikle ağır hastaların tedavi ve sevklerinde sürecin hızlandırılması gerektiği,
  • Meslek edindirme kursu ve sosyal faaliyetlerin arttırılması gerektiği,
  • Anneleriyle kalan çocuklara verilen gıdaların yeterli olmadığı,
  • Madde bağımlısı olan hükümlülerin tedavi alma taleplerinin karşılanması gerektiği,
  • Görüş sürelerinin uzatılması gerektiği

 

Komisyona yapılan insan hakları başvuruları ve izleme kurullarının hazırladığı raporlar karşılaştırıldığında işkence ve kötü muamele iddialarına, yayınların mahpuslara verilmediğine, dilekçelerin ilgili yerlere iletilmediğine ve infaz kurumuna hitaben yazılan dilekçelere cevap verilmediğine, koğuşlarda yapılan aramalara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı dikkat çekmektedir.

Kapasite

  • Elazığ Açık CİK kapasitesi 450 kişidir, ziyaret tarihinde 585 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 225’tir.
  • Elazığ T Tipi Kapalı CİK kapasitesi 658 kişidir. Artırılmış kapasite 1000 olarak belirlenmiştir ve ziyaret tarihinde 1208 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 256’dır.
  • Elazığ E Tipi Kapalı CİK kapasitesi 468 kişidir, ziyaret tarihinde 704 mahpus kalmaktadır. Personel sayısına ilişkin raporda herhangi bir bilgi yer almamaktadır.
  • Elazığ Kadın Kapalı CİK kapasitesi 254 kişidir, ziyaret tarihinde 135 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 123’tür
  • Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı CİK kapasitesi 485 kişidir, ziyaret tarihinde 423 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 186’dır.
  • Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı CİK kapasitesi 485 kişidir, ziyaret tarihinde 406 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 188’dir.

Elazığ ilinde bulunan diğer ceza infaz kurumlarına ilişkin raporda herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Sayılara bakıldığında kurumlardaki kapasite problemi açık ceza infaz kurumu, E tipi kapalı ve özellikle T tipi kapalıda görülmektedir. T tipinde kapasitenin iki katı mahpus kalmaktadır. Kapasite sorununun yarattığı hak ihlallerinin araştırılmasına ilişkin T tipinin ziyaret edilmemiş olması, bir eksiklik olarak okunabilir. Öte yandan hapishanede görevli personelin nüfusuna bakıldığında açık hapishaneye göre iki kat fazla mahpusun bulunduğu T tipinde açık hapishaneyle neredeyse eşit personelin görevli olması, personellerin iş yükünü ortaya koyarken aslında mahpusların da haklarına erişmekte gecikme ya da erişmeme sonucu doğurmaktadır. Zira hapishanedeki her bir işlemin infaz koruma memurları nezaretinde ve dilekçelerin kabulü neticesinde gerçekleştiği dikkate alındığında idareye yazılan dilekçelerin cevapsız kalması, sevk işlemlerinin yapılmaması, sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenilmemesi, kurum içindeki ziyaret hakkı olan mahpuslara açık görüş yaptırılmaması, tedavi taleplerinin sonuçsuz bırakılması şikayetleriyle bir korelasyon doğurmaktadır.

Sorunlar ve Çözüm Önerileri Hakkında

Komisyon, ziyaret edilen hapishanelere ilişkin ziyaret esnasında edindikleri şikayetleri ve izlenimlerini listeledikten sonra değerlendirme kısmına geçmiştir.

Kapasite sorununa ilişkin gerçekleşen yeni yatırımların bu sorunu çözeceği düşünülmekteyse de bu yatırımların ne olduğu ve ne zaman sonuç alınacağına dair somut bir öneriye rastlanmamaktadır.

Mahpusların bulundurabilecekleri ayakkabıların sınırlanması, içliklere el konulması, kadın mahpusların askılı giysi ya da diz boyu etek giymelerine müsaade edilmediği şikayetlerine karşılık “şikayetlerin dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir” ifadelerine yer verilmiştir. Şikayetlerin dikkate alınması önerisi, ihlallerin varlığının tespitine işaret etmekle birlikte bu önerinin yerine getirilip getirilmemesinin takibi önemlidir. Öte yandan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesinde açıkça mahpusların üç adet ayakkabı bulundurabilecekleri, kaşkol, kravat bulundurabilecekleri düzenlemesi yer almaktadır.[2] Bu sebeple komisyonun şikayetlerin dikkate alınmasından ziyade hak ihlalin önlenmesi yönünde bir dil kullanmasının hukuki statüsüne ve maddi gerçekliğe daha uygun düşeceği düşünülmektedir.

Dilekçelerin cevaplandırılmaması, kurum dışına gönderilen dilekçelerin takip numaralarının verilmemesi aslında hak arama özgürlüğünün ihlalidir. Bu sebeple komisyondan “mahpusların dilekçe ve mektuplarına açıklayıcı ve net bilgi verilmesi” önerisinin yanında aslında bu dilekçelerin niçin cevaplandırılmadığı, takip numaralarının hangi amaçla verilmediği, ihmalin sebebinin ne olduğu yönünde araştırma da yapması beklenmektedir.

Çocuk koğuşunda ayrı odaların bulunması ya da çocukların uygun kurumlara naklinin gerçekleşmesi gerektiği yönünde bir öneri getirilmiştir. Çocuk mahpuslar, kural olarak çocuk hapishanelerinde tutulmaktadır. Çocuğun kuruma alındığı ilde çocuk hapishanesi yoksa en yakın çocuk hapishanesine gönderilmek üzere geçici süreliğine yetişkin hapishanesinin çocuk koğuşunda tutulmalıdır. Çocuğun üstün yararına uyması halinde ve çocuk hapishanesinde kalma durumu mümkün değilse yetişkin hapishanesinde tutulabilir. Komisyon raporundan, bu çocukların hangi sebeple yetişkin hapishanesinin çocuk koğuşunda tutulduğu anlaşılmamaktadır. Öte yandan çocukların ailelerinin yakınına sevk talebi de Elazığ hapishanesinde bulunmalarının ailelerine yakın olma ihtiyacından da doğmadığını göstermektedir. Bu durumda çocukların taleplerine uygun olan gerekli işlemin bir an evvel yerine getirilmesi gerekmektedir. Çocukların yetişkin hapishanesinde kalmalarından doğan sınırlılıklara ilişkin de herhangi bir belirleme yoktur.

Mahpusların sağlık haklarına erişim durumu ise raporun değerlendirme kısmında iki farklı şekilde ele alınmıştır. Bunlardan biri sağlık personelinin kötü muamelesi, diğeri de kampüsteki sağlık personelinin yetersizliği üzerinedir. Sağlık personelinin kötü muamelesi, bu personele mahpus hakları, insan hakları, meslek etiği gibi başlıkların bulunduğu kapsayıcı bir eğitim verilmesi ihtiyacına işaret etmektedir. İkinci konu olan kampüsteki sağlık personelinin eksikliğinden dolayı sağlık hakkına erişimin engellendiği sonucu ise şikayetler karşısında daha dar yorumlanmıştır. Elazığ E Tipi hapishanesindeki kronik hastalık sahibi mahpusların hastaneye düzenli sevklerinin gerçekleştirilmemesi, hastaneye yapılan sevklerin ayları bulabildiği, Elazığ Kadın hapishanesindeki mahpusların doktorun kelepçenin çıkarılması kararına rağmen jandarmanın kelepçeli muayeneye zorladığı iddiaları hapishane kampüsündeki sağlık personelinin yetersizliğinden kaynaklanmadığı için komisyonun bu iddialar karşısında bir değerlendirmede bulunmadığı görülmektedir.

Özellikle kadın hapishanesinde, koğuşlarda kullanılan kameraların tuvalet ve banyolara yöneltildiği iddiası noktasında komisyon, gerekli tavsiye kararını vermiş olsa da kameraların mahremiyete uygun hale gelmesi için kadınların kameralara poşet geçirmek gibi çeşitli önlemler aldığı ve bu sebeple disiplin cezası aldıkları iddiasının üzerinde durmadığı gözlemlenmiştir. Hapishane idaresinin mahpusun özel hayatına göstermesi gereken saygıyı ihlal ettiği noktada, mahpusun kendisini güvende hissetmek için aldığı makul ölçüdeki önlemin disiplin cezasına sebep olmasına dair herhangi bir yorum yapmaması, hapishane idarelerince verilen keyfi disiplin cezalarının araştırılması için gerekli çalışmanın üzerine düşülmediğini göstermektedir.

Süreli ve süresiz yayınların mahpuslara verilmemesine ilişkin komisyon önemli bir Anayasa Mahkemesi kararına işaret etmiştir. Buna rağmen komisyondan beklenen, hapishane idaresinin bu tarz kararları hangi kapsamda verdiğine ilişkin incelemeye gitmesidir. Böylelikle hapishane idaresinin ifade özgürlüğü ihlali yapıp yapmadığının araştırılması gerekirdi.

İaşe bedellerinin arttırılması, kantinde seçeneklerin çoğaltılması gibi maddelere ilişkin bu haliyle komisyonun raporuna ek yapılma ihtiyacı hissedilmemiştir.

Elazığ raporuyla Diyarbakır raporu karşılaştırıldığında her ikisinin de sonuç kısmında koğuşlardaki kameralar, süreli süresiz yayınlar, ziyaret süreleri, kitap okuma ihtiyacı ve hakkı, personelin kötü muamelesi, personel sayısına ilişkin çözüm, kantindeki malzemelerin çeşitliliği ve fiyat skalası, yemeklerin yetersizliği ve besleyiciliği, sağlık personelinin sayısı gibi konulardaki ilgili paragraflar “kopyala-yapıştır” yöntemiyle tamamlanmıştır. Kapalı kurumları ziyaret yetkisi olan sınırlı mekanizmalardan biri olan Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun, bu yetkiyi kullanırken ortak şikayetlerin ve bunları birbirinden ayıran durumların ne olduğu ile yaptığı öneriler konusunda hapishane idaresinin görevini şikayetin öncesinde ve sonrasında nasıl yerine getirdiğini araştırması beklenmektedir. Örneğin kameraların mahrem yerleri çekmesine ilişkin Elazığ’daki kadın mahpusların disiplin cezası alıyor olması araştırılması gereken bir konuyken Diyarbakır’da yaptıkları tespiti aynen aktarmakla kalması, üzerine düşen sorumluluk hakkında hapishane alanında çalışan sivil toplum üyelerine endişe vermektedir.

 

[1] Kurumlar listesi CTE Genel Müdürlüğü resmi internet sitesinden alınmıştır. http://cte.adalet.gov.tr/arsiv/bilgidata/haritaliste.asp?islem=elazig Erişim tarihi: 10.02.2020

[2] Madde 7 – Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama, bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik, havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.

Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışından getirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyle değiştirebilir.